Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
pehpehleme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pehpehlemek işi


pehpehlemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Pohpohlamak


pejmürde
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Eski püskü, yırtık

Örnek:

1. Bütün kasaba ahalisi gibi bunun da üstü başı pejmürde idi.

1. Bütün kasaba ahalisi gibi bunun da üstü başı pejmürde idi.

2. Dağınık, perişan


Lisan : Farsça pijmurde

pejmürdelik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pejmürde olma durumu

Örnek:

1. On beş yaşın bütün güzelliği, pejmürdeliği, karmakarışıklığı ile...

1. On beş yaşın bütün güzelliği, pejmürdeliği, karmakarışıklığı ile...


pejoratif
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli


Lisan : Fransızca péjoratif

pek

İlgili Kelimeler:

pekâlâ, pek başlı, pek canlı, pek çoğu, pek çok, pek doku, pek gözlü, pekiyi, pek pek, pek yürekli, pek yüzlü, ağzı pek, arkası pek, canı pek, gözü pek, sırtı pek, yüreği pek, yüzü pek

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sert, katı

2. Sağlam, dayanıklı

Örnek:

1. İnsan gülden nazik, taştan pektir.

1. İnsan gülden nazik, taştan pektir.

3. zarf , zarf , zarf , zarf , Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok

Örnek:

1. Pek beğendikleri ve pek sevdikleri hâlde aldatırlar.

1. Pek beğendikleri ve pek sevdikleri hâlde aldatırlar.

4. zarf , zarf , halk ağzında , halk ağzında , zarf , zarf , halk ağzında , halk ağzında , Hızlı olarak

Örnek:

1. Pek gittiği için çabuk yoruldu.

1. Pek gittiği için çabuk yoruldu.


pek başlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , İnatçı


pek canlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Dayanıklı


pek çoğu
Anlamı:

1. zamir , zamir , zamir , zamir , Yeterinden fazlası


pek çok
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yeterinden fazla, bir hayli

Örnek:

1. Ona hayran olanlarımız pek çok fakat ne yazık ki onu hakkıyla okumuş ve anlamış bulunanlarımız pek azdır.

1. Ona hayran olanlarımız pek çok fakat ne yazık ki onu hakkıyla okumuş ve anlamış bulunanlarımız pek azdır.


pek doku
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Selüloz çeperleri değişik kalınlıkta hücrelerden oluşan, dalların dik durmasını sağlayan doku


pek gözlü
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Yılmaz, yürekli, gözü pek (kimse)


pek pek
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Olsa olsa, en üstün olarak

Örnek:

1. Pek pek on bin lira eder.

1. Pek pek on bin lira eder.


pek söylemek
Anlamı:

1. kırıcı ve sert konuşmak


pek yürekli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Acıması olmayan, yüreksiz, merhametsiz (kimse)


pek yüzlü
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Karşısındakilerin kırılacağını bildiği hâlde duygularını veya isteklerini söylemekten çekinmeyen (kimse)

2. Utanması olmayan, sıkılmaz (kimse)


pekâlâ
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Benzerlerinden aşağı olmayan

Örnek:

1. Pekâlâ bir ev, niçin beğenmediniz?

1. Pekâlâ bir ev, niçin beğenmediniz?

2. edat , edat , edat , edat , `Dediğin gibi olsun, öyle kabul edelim` anlamlarında bir söz, peki

Örnek:

1. Pekâlâ madem biliyordun, ne diye söylemedin?

1. Pekâlâ madem biliyordun, ne diye söylemedin?

3. zarf , zarf , zarf , zarf , Kesinlikle

Örnek:

1. Pekâlâ gideceğim, siz ne karışıyorsunuz?

1. Pekâlâ gideceğim, siz ne karışıyorsunuz?

4. zarf , zarf , zarf , zarf , Elbette

Örnek:

1. Gece yarısını geçmiş olmasına rağmen, hiç olmazsa, arkadaşım pekâlâ beni bekleyebilirdi.

1. Gece yarısını geçmiş olmasına rağmen, hiç olmazsa, arkadaşım pekâlâ beni bekleyebilirdi.

5. zarf , zarf , zarf , zarf , Çok iyi

Örnek:

1. Hâlbuki yalının rehinde olduğunu pekâlâ işitmiştim.

1. Hâlbuki yalının rehinde olduğunu pekâlâ işitmiştim.


Lisan : Türkçe pek + Arapça aʿlā

Telaffuz : pekâ:lâ:

pekçe
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , İyice

Örnek:

1. Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular.

1. Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular.


Telaffuz : pe'kçe

pekent
Anlamı:

1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel

Örnek:

1. Toros pekendi.

1. Toros pekendi.


peki
Anlamı:

1. edat , edat , edat , edat , Evet

Örnek:

1. Peki ama benim ne olduğumu henüz muayene etmediniz.

1. Peki ama benim ne olduğumu henüz muayene etmediniz.

2. Pekâlâ


Telaffuz : pe'ki

Pekin ördeği
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Çin kökenli özellikle Amerika'da yaşayan bir tür ördek


pekişilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekişilmek işi


pekişilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Pekişme işine konu olmak


pekişme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pekişmek işi


pekişmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Sertleşmek, katılaşmak

2. Sıkışmak, tıkanmak

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek